A

Adil Can Öndeş

Gayrimenkul Uzmanı

A

Adil Can Öndeş

Gayrimenkul Uzmanı

+90 530 323 02 29
Yargıtay, Hasta Yakınına Yapılan Gayrimenkul Devrini Mirastan Mal Kaçırma Olarak Değerlendirmedi
Emlak Haberi

Yargıtay, Hasta Yakınına Yapılan Gayrimenkul Devrini Mirastan Mal Kaçırma Olarak Değerlendirmedi

25 Mayıs 20262 dakika okuma

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hasta babasına bakım veren oğluna yapılan gayrimenkul devrini, miras kaçırma niyetiyle yapıldığı iddialarına karşı 'muvazaalı işlem' olmadığına hükmetti. Bu karar, aile içi gayrimenkul devirleri ve miras hukuku açısından emsal niteliği taşıyor.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1247 Esas ve 2020/47 Karar sayılı ilamıyla kesinleşen olayda, kanser tedavisi görmekte olan ve yaşamının son yıllarını felçli geçiren bir baba, üzerindeki gayrimenkulü kendisine bakan oğluna tapuda satış yoluyla devretti. Babanın vefatının ardından, diğer mirasçılar tarafından bu işlemin 'mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı (danışıklı)' olduğu iddiasıyla tapu iptal davası açıldı.

Davacı mirasçılar, söz konusu satış işleminin gerçek bir satış olmadığını, baba ile oğul arasında gizli bir anlaşma bulunduğunu ve devrin amacının miras paylarını azaltmak olduğunu öne sürdü. Ancak, mahkemeler tarafından yapılan incelemeler ve toplanan deliller neticesinde, satış bedelinin gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddialar yeterince kanıtlanamadı. Ayrıca, devredilen gayrimenkulün aile bireylerinden birine bakım karşılığı verilmesinin de hukuken mümkün olduğu değerlendirildi.

Davayı ilk derece mahkemesinde gören hakimler, işlemin muvazaalı olup olmadığını detaylı bir şekilde inceledi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise, yerel mahkeme kararını onarken, yapılan devrin muvazaalı olmadığına ve bu nedenle tapu iptali talebinin reddedilmesi gerektiğine karar verdi. Kararda, davacılar tarafından sunulan delillerin, işlemin mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispatlamaya yetmediği vurgulandı.

Bu karar, aile içinde destek ve bakım hizmeti karşılığında yapılan gayrimenkul devirlerinde, işlemin gerçekliğinin ve tarafların niyetinin kanıtlanması gerektiğinin altını çiziyor. Miras kaçırma niyetiyle yapıldığı iddia edilen her devrin, somut delillerle desteklenmesi gerektiği anlaşılıyor. Aksi takdirde, miras hakkını savunmak isteyen diğer mirasçıların, bu tür işlemleri iptal ettirmeleri güçleşebilecektir.

Emlak hukuku ve miras hukuku alanında uzman avukatlar, bu tür durumlarda devir işlemlerinin şeffaf bir şekilde yapılması, bedelin makul düzeyde belirlenmesi ve tüm mirasçıların bilgisine sunulması gibi önlemlerin alınmasının ileride yaşanabilecek hukuki sorunları önleyebileceğini belirtiyorlar. Ayrıca, bu tür devirlerin noter huzurunda yapılması veya sözleşmelerle desteklenmesi de işlemin hukuki geçerliliğini güçlendirecektir.

Gayrimenkul Gündemi'nde yayımlanan habere göre, bu Yargıtay kararı, benzer hukuki süreçlerde emsal teşkil edecek niteliktedir ve miras hukuku uygulamalarındaki gelişmeleri yakından takip edenler için önem arz etmektedir.

Bu haberi nasıl buldunuz?

Sosyal Medya

Takip edin, güncel kalın

Ücretsiz Danışmanlık

Gayrimenkul yatırımları hakkında uzman görüşü almak ister misiniz?

İletişime Geç