A

Adil Can Öndeş

Gayrimenkul Uzmanı

A

Adil Can Öndeş

Gayrimenkul Uzmanı

+90 530 323 02 29
Türkiye'de Ticari Hayatın Ahlaki Pusulası: Rekabet Baskısı ve Değerlerin Aşınması
arsa

Türkiye'de Ticari Hayatın Ahlaki Pusulası: Rekabet Baskısı ve Değerlerin Aşınması

Pazar gününüze merhaba. Bu hafta, uzun süredir zihnimde yer eden bir konuyu, ülkemizdeki iş dünyasının ve girişimcilerin karşı karşıya kaldığı zorlu…

22 Mart 20263 dakika okuma

Pazar gününüze merhaba. Bu hafta, uzun süredir zihnimde yer eden bir konuyu, ülkemizdeki iş dünyasının ve girişimcilerin karşı karşıya kaldığı zorlu koşulların, onların ticari davranışlarını ve etik duruşlarını nasıl şekillendirdiğini irdelemek istedim. Piyasanın acımasız gerçekleri karşısında, şirketlerin ve bireysel yatırımcıların verdikleri mücadele, değerler sistemimizi önemli ölçüde etkiliyor.

Temelde, küresel ticari ekosistemde her işletmenin ana hedefi karlılığı maksimize etmektir. Bu doğrultuda, alınan risklerin karşılığında daha fazlasını elde etme çabası, işletmelerin gündelik faaliyetlerinin merkezinde yer alır. Başarılı bir işletme, bu hedefe ulaşmak için sürekli bir gayret içindedir ve her geçen gün daha verimli hale gelmeyi amaçlar. Bu süreçte, devletten beklenen en temel unsur, adil rekabet koşullarının sağlanmasıdır. İş dünyası, hem düzenlemelerle güvence altına alınmış bir piyasa zemini hem de haksızlığa uğradığını düşündüğünde haklarını arayabileceği ve alabileceği bir mekanizma beklentisi içindedir. Buna ek olarak, ekonomik öngörülebilirlik de işletmelerin stratejik planlamaları için hayati önem taşır.

Peki, bu temel beklentiler – adil rekabet, hak arama güvencesi ve öngörülebilirlik – ortadan kalktığında veya bu durum bir "yeni normal" olarak kabul gördüğünde, ticari hayatın seyri nasıl bir boyut alır? Özellikle, hem kendi ölçeğindeki rakiplerle hem de neredeyse denetimsiz, "merdiven altı" tabir edilen işletmelerle rekabet etmek zorunda kalan bir firma düşünelim. Vergisi, SGK primleri, borçlarının ödemesi, sözleşme şartlarına tam uyum, hijyen standartları ve diğer tüm yasal düzenlemelere riayet eden bir işletme, rakiplerinin hiçbir kurala bağlı kalmadan daha fazla iş yapıp daha çok kar elde edebildiğini gördüğünde ne hisseder? Yüklenicisine karşı tüm sorumluluklarını yerine getirmeye çalışırken ödeme alamayan bir firmanın durumu ne olur? Planlarını mevcut ekonomik öngörülere göre yapan bir işletme, varsayımlarının hızla altüst olduğunu ve hesaplamalarının geçersiz hale geldiğini fark ettiğinde, geleceğe yönelik nasıl bir strateji izleyebilir?

Tüm bu sıralanan olumsuz senaryolarla sürekli yüzleşen firmalar söz konusu olduğunda, genel iş ahlakı, etik kurallar ve toplumsal değerler ne yazık ki aşınmaya başlar. Karlılığın ikinci plana itildiği, tek önceliğin "ne pahasına olursa olsun ayakta kalmak" olduğu bir ticari düzen, kaçınılmaz olarak ahlaki bir çöküşü beraberinde getirir. Bu durum, doğrunun, haklının veya ahlaklı olanın değil, yalnızca kuralları hiçe sayarak hayatta kalmayı başaranların ayakta kaldığı bir sonuç doğurur. Maalesef, bu sarmal, ülkemizin ticari hayatının gün geçtikçe kuralsızlığın, değer yitimi ve ahlaki kayıtsızlığın hakim olduğu bir yapıya evrilmesine yol açmaktadır. Bu da bizi, başarıyı yalnızca o an için kazançlı çıkmak olarak gören sığ bir bakış açısına hapsetmektedir. Gerçek başarıyı hedefleyenlerin, uzun vadeli ve stratejik düşünen, sürdürülebilir bir sistem inşa etme gayretinde olan kişiler oldukları gerçeği, bu baskı altında giderek daha az görünür hale gelmektedir.

Kaynak: Gayrimenkul Gündemi

Bu haberi nasıl buldunuz?

Sosyal Medya

Takip edin, güncel kalın

Ücretsiz Danışmanlık

Gayrimenkul yatırımları hakkında uzman görüşü almak ister misiniz?

İletişime Geç