Dijital İletişimler, Emlak Alım Satımında Yargı Kararlarında Kanıt Niteliği Kazanıyor
Günümüz dünyasında teknolojinin hızla gelişmesi, hukuki süreçlerin de bu değişime ayak uydurmasını zorunlu kılıyor. Özellikle ispat yükümlülüğünün söz konusu...

Günümüz dünyasında teknolojinin hızla gelişmesi, hukuki süreçlerin de bu değişime ayak uydurmasını zorunlu kılıyor. Özellikle ispat yükümlülüğünün söz konusu olduğu durumlarda, hukuki işlemlerin belgelenmesi büyük önem taşıyor. Ancak, her işlem için fiziksel bir belge edinmenin mümkün olmadığı bu çağda, dijital iletişim araçları önemli bir delil kaynağı haline gelmiş durumda.
Günlük hayatımızda yazışmalarımızın, sözleşmelerimizin ve iş anlaşmalarımızın önemli bir kısmını elektronik ortamda gerçekleştiriyoruz. Bu dijital yazışmaların, hukuki ihtilaflarda delil olarak kabul edilmesi, artık yadsınamaz bir gerçek. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi uyarınca, bir davada iddiaları ispatlamak amacıyla kullanılan yazılı veya basılı metinler, senetler, çizimler, planlar, krokiler, fotoğraflar, filmler, görüntü veya ses kayıtları gibi veriler, belge niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, elektronik ortamdaki veriler ve benzeri bilgi taşıyıcıları da güçlü birer ispat aracı olarak karşımıza çıkıyor.
Dolayısıyla, e-posta yazışmaları, WhatsApp, Messenger veya Telegram gibi anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden yapılan görüşmeler de artık hukuki belgeler olarak değerlendiriliyor. Hatta Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarındaki karşılıklı iletişim içeren mesajlar bile, bir anlaşmayı veya hukuki bir ilişkiyi kanıtlamak için kullanılabilmektedir. Bu durum, özellikle yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı durumlarda büyük önem kazanıyor. Bir kişinin sosyal medya üzerinden yaptığı borç beyanı, söz konusu borcun varlığını ispata yeterli olabiliyor. Benzer şekilde, WhatsApp üzerinden yapılan fiyat teklifleri ve mutabakatlar, bir alım satım sözleşmesinin kurulduğuna işaret edebiliyor. Bu nedenle, "yazılı sözleşmem yok" savunması, bu tür dijital iletişimler karşısında zayıflamış durumda.
Bu konuya ışık tutan önemli bir yargı kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından 6.6.2020 tarihinde 2020/4488 karar sayısı ile verilmiştir. Bu kararda, bir avukatın müvekkiline gönderdiği e-postadaki açıklamalar, hukuki bir delil olarak kabul edilmiştir. E-postada yer alan bilgilere göre, açılacak bir dava için dava masrafı, bilirkişi ücreti vekalet ücreti gibi kalemlerin tutarları belirlenmiştir. Müvekkil, yazılı ve imzalı bir avukatlık sözleşmesinin bulunmadığını iddia etse de, mahkeme avukatın gönderdiği e-postayı delil olarak değerlendirmiştir. Bu karar, gayrimenkul devirlerinde tapu memurunun sorduğu "paranızın tamamını aldınız mı?" sorusuna verilen "evet" yanıtının tek başına yeterli olmayabileceğini göstermesi açısından da dikkat çekicidir. Zira, alıcı tarafından ödenmeyen bir kısım olabileceği durumlarda, geçmişteki dijital yazışmalar bu durumu kanıtlayabilir.
Delil başlangıcı kavramı da bu bağlamda önem taşımaktadır. Tamamen ispatlamaya yetmese de, iddia edilen hukuki işlemin gerçekleşme olasılığını destekleyen ve karşı tarafça gönderilmiş belgeler, "delil başlangıcı" olarak kabul edilir. Bu tür belgeler, iddianın muhtemel olduğunu göstererek mahkemede inandırıcılık sağlar. Örnek vermek gerekirse, 29 Ağustos 2006 tarihli bir Gayrimenkul Satış Sözleşmesi taslağı, 70.000 TL peşin ve 40.000 TL'nin tapu devrinden sonra ödenmesi şartıyla 110.000 TL'ye bir bağımsız bölümün satışı konusunda Selda Hanım ve Gürkan Bey arasında bir anlaşmaya işaret etmektedir. Taraflar tapuda devri gerçekleştirip, Selda Hanım ödemeyi aldığını beyan etse de, daha sonraki olası bir ihtilafta, ödemenin tamamının yapılmadığı durumunda, bu satış sözleşmesi ve ilgili yazışmalar, delil başlangıcı olarak değerlendirilebilecektir.
ETİKETLER
Bu yazıyı nasıl buldunuz?